Türk edebiyatında kısa hikâyeciliğin kurucusu olarak anılan Ömer Seyfettin, 11 Mart 1884’te Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu. Asker bir babanın oğlu olarak çocukluğu sürekli farklı şehirlerde geçti. Eğitimi için geldiği İstanbul’da Kuleli Askeri İdadisi’ne yazıldı ve edebiyata olan ilgisi burada filizlenmeye başladı. Ardından Mekteb-i Harbiye’ye girerek subay oldu. Ancak askerlik, onun gerçek tutkusu değildi. Genç yaşlarında yazdığı şiirlerle edebiyat dünyasına adım atan Ömer Seyfettin, asıl kimliğini hikâyeleriyle buldu. Makedonya ve Balkanlar’da görev yaparken yaşadığı olaylar, hikâyelerine ilham kaynağı oldu. Bu dönemde “Bomba”, “Beyaz Lale” gibi öykülerini kaleme aldı. Ancak hayatının asıl dönüm noktası, 1911 yılında Genç Kalemler dergisinde yayımladığı “Yeni Lisan” makalesiyle başladı. Bu yazıyla Osmanlıcadan arınmış, sade bir Türkçeyi savunarak Milli Edebiyat akımının temellerini attı. Balkan Savaşı’nda yeniden orduya çağrıldı ve Yunanlılara esir düştü. Esaret günleri, onun edebi üretkenliğini artırdı. Özgürlüğüne kavuştuktan sonra askerliği bırakarak kendini tamamen yazıya adadı. Hikâyeleriyle Türk milletinin geçmişini, kahramanlıklarını, sosyal meselelerini sade bir dille anlattı. “Kaşağı”, “Diyet”, “Efruz Bey”, “Pembe İncili Kaftan” gibi eserleri, Türk edebiyatının en değerli hikâyeleri arasında yerini aldı. Ancak hayat ona çok fazla zaman tanımadı. 36 yaşında, şeker hastalığına bağlı komplikasyonlar nedeniyle 6 Mart 1920’de hayata veda etti. Geride, Türk hikâyeciliğinin temellerini oluşturan sayısız eser bıraktı. Bugün bile onun eserleri, okullarda ve edebiyat dünyasında bir mihenk taşı olmaya devam ediyor.